02 Temmuz 2026 - Perşembe
Diyarbakır Siyasetinde İthal İsim Dönemi Kapanmalı
AK Parti İçin Samimiyet ve Liyakat Sınavı
Yazar - Kadir Akkurt
Okuma Süresi: 3 dk.

Kadir Akkurt
newvizyonanadolu@gmail.com -
Diyarbakır, sadece Güneydoğu'nun değil, Türkiye'nin hem siyasi hem de tarihi açıdan kalbi konumunda olan, adımların en dikkatli atılması gereken sembol şehirlerinden biridir. AK Parti Genel Merkezi tarafından Diyarbakır İl Başkanı'nın görevden alınmasının ardından gözler, bu kadim kente atanacak yeni isme çevrildi. Ancak Diyarbakır kamuoyunda ve parti tabanında yükselen ses net: Bu şehir, yerel siyaseti kendi tekeline almaya çalışan birilerinin ipoteğinde kalmayı hak etmiyor.
"İthal" Arayışlar Şehre Sadece Kaybettirir
Diyarbakır’ın kendine has dokusunu, sokaklarının kokusunu, insanının sevincini ve hüznünü bilmeyen, bu kentle gerçek bir gönül bağı bulunmayan "ithal" isim arayışlarına girmek, geçmişte olduğu gibi bugün de sadece zaman ve kan kaybı demektir.
Partinin kurulduğu ilk günden bu yana, en zor dönemlerde bile sahada olan, taşın altına elini koyan yüzlerce, binlerce dava adamı bu topraklarda yaşarken; dışarıdan ya da masa başı lobileriyle isim dayatmak Diyarbakır halkına yapılacak en büyük haksızlıktır.
Kritik Kriter: Tercih yapılırken masadaki raporlardan ziyade, adayın Diyarbakırlı hemşehrileriyle kurduğu samimiyet ölçüsü esas alınmalıdır. Şehrin, insanların evine, dükkanına, gönlüne dokunmayı bilen; o eski heyecanı ve umutları yeniden diriltecek bir dava insanına ihtiyacı var.
"Nasılsa Kazanamayız" Mantığı Tarihe Gömülmeli
Diyarbakır teşkilatlarında geçmiş dönemlerde maalesef kronik bir hastalık haline gelen, kulislerde sıkça hissedilen tehlikeli bir psikoloji vardı: "Nasılsa burada kazanamayız, kimse de bize hesap sormaz..."
Bu teslimiyetçi ve konfor alanı yaratan mantık, Diyarbakır'da AK Parti'nin potansiyelini eriten en büyük etkendi. Yeni atanacak il başkanı ve kurulacak yeni teşkilatın ilk işi, bu atalet duygusundan ve "hesapsızlık" rehavetinden sıyrılmak olmalıdır.
Çözüm: Liyakat ve Davanın Köklerine Dönüş
Diyarbakır’ın makûs talihini değiştirecek formül bellidir:
İşi ehline teslim etmek (Liyakat): Siyaseti bir kariyer basamağı veya kişisel güç alanı olarak görmeyen, kenti ileriye taşıyacak vizyona sahip kadrolar kurulmalı.
Davanın kökünden gelmek: Siyasi rüzgarlara göre yön değiştiren değil, bu hareketin çilesini çekmiş, davanın felsefesini iliklerine kadar hissetmiş isimler öne çıkarılmalı.
Eğer Diyarbakır'da umutlar yeniden yeşerecekse, yeni il başkanı koltuğun gücüne güç katan değil, o koltuğa liyakatiyle, samimiyetiyle ve halktaki karşılığıyla değer katan bir isim olmak zorundadır. Genel Merkez'in Diyarbakır'ın sesine kulak tıkamayacağını umuyor, şehrin geleceğini şekillendirecek bu kararı yakından takip ediyoruz.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları


